evradı bahaiye

Bismillahirrahmanirrahiym

* Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin* Ellezi la ilahe illa ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike masteta’tü euzü bike min şerri ma sana’tü ebuü leke bi nı’metike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi fe innehu la yağfiruz zünube illa ente ya ğaffar* Sübhanellahi vel hamdü lillahi ve la ilahe illellahü vallahü ekberu ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym*Hüvel evvelü vel ahıru vez zahiru vel batınü ve hüve bi külli şey’in alim* Yuhyi ve yümitü ve hüve hayyüllezi la yemutü bi yedihil hayr* Ve hüve ala külli şey’in kadir*Sübhaneke ya azıymel müazzameh* Sübhaneke ya kayyumel mükerram* Sübhaneke ya bais*Sübhaneke ya varis*Sübhaneke ya kadir* Sübhaneke ya muktedir*Sübhaneke ya alimes sirri vel hafiyyat*Sübhaneke ya baıse men fil cedalete vel müsmekat* Sübhaneke ya müsta’bede cemiy’ıl halaık* Sübhaneke ya mukaddiral vahd ves savafık* Sübhaneke ya men la tatraü aleyhil afat* Sübhaneke ya mükevvinel ezmineti vel evkat* Ala kadruke ve tealeyte amma yekulüz zalimune ulüvven kebira* Sübhaneke ya mu’tikar rikab*Sübhaneke ya müsebbibel esbab* Sübhaneke ya hayyü ya kayyumüllezi la yemut* Sübhaneke ya ilahi ve ilahen nasut* Halaktena Rabbena bi yedike ve faddaltena ala kesirin min halkık* Fe lekel hamdü ven na’ma* Ve leket tavlü vel ala’* Tebarakte Rabbena ve tealeyte* Nestağfiruke ve netubü ileyke* Allahümme entel evvelü fe la şey’e kableke* Ve entel ahıru fe la şey’e ba’deke* Ve entez zahiru fe la şey’e yüşbihüke* Ve entel batinü fe la şey’e yerak* e entel vahıdü bi la kesir* Ve entel kadiru bi la vezir* Ve entel müdebbiru bi la müşir*Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tuızzü men teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayru inneke ala külli şey’in kadir* Tülicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayyi ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab* Sübhaneke ya menıhtecebe fil ula an cemiy’ıl vera* Sübhaneke ya men teradda bil vekari vel kibriya’* Sübhaneke ya malike cemiy’ıl eşya’* Sübhaneke ya men teazzeze bil kudrati vel ula* Ve ya men ya’lemü ma fid davahis seb’ı vel husna* Ve ya men ya’lemü ma yeteleclecü fis suduri vel ahşa’* Ve ya men şerrafel aruda alel müdüni vel kura* Sübhaneke ya men ya’lemü ma tahtel cebubi ves sera* Sübhaneke ya men teala ve letufe an en yüra tebarakte ve tealeyte la rabbe ğayruke ve la kahira sivak* Allahümme entel mün’ımül müfdılül mükıylüş şekur* Ve eşhedü enneke entellahüllezi la ilahe illa ente* Ente rabbi ve rabbü külli şey’in fatırus semavati vel erdı alimül ğaybi veş şehadetil aliyyül kebirul müteal* Taha ta sin mim tasin yasin ha mim ayn sin kaf* Meracel bahrayni yeltekıyani beynehüma berzehun la yebğıyan* Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyumü la te’huzühu sinetün ve la nevmün lehu ma fis semavati ve ma fil erdı men zenzellezi yeşfeu ındehu illa bi iznihi ya’lemü ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm ve la yühiytune bi şey’in min ılmihi illa bima şae vesia kürsiyyyühüs semavati vel erda ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym* Hamim hamim hamim hamim hamim hamim hamim * Hummel emru ve caen nasru fe aleyna la yünsarun* Ha mim* Tenzilül kitabi minellahil azizil alim* Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkabi zit tavli la ilahe illa hüve ileyhil masıyr*Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratihi ve yahkümü ma yürıdü bi ızzetıh* Ve la münazia fi ceberutihi ve la şerike lehu fi mülkih* Sübhanellahi ve bi hamdihi la kuvvete illa billah* Ma şaellahü kane ve ma lem yeşe’lem yekün* A’lemü ennellahe ala külli şey’in kadir* Ve ennellahe kad ehata bi külli şey’in ılma* Allahümme la taktülna bi ğadabike ve la tühliküna bi mesülatike ve afina kable zalik* Sübhanellahil melikil kuddus* Sübhanellahi zil mülki vel melekut* Sübhaneke zil ızzeti vel azameti vel heybeti vel kudrati vel kibriyae vel celali vel cemali vel kemali vel beka ves sültani vel ceberut* Sübhanel melikil hayyillezi la yenamü ve la yemutü ebeden bakıyen daimen sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi ver ruh* Allahümme allimna min ılmike ve fehhimna anke ve kallidna bi samsami nasrik* Allahümmec’alna leke şakiran ve leke zakiran ve leke rahiben ve leke mıtvaan ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniba* Allahümme tekabbel tevbetena vağsil havbetena ve seddid mekavilena veslül sehıymete sudurina* Ve ezhibid dahle vez zahle ver rane vel ıhnete min kulubina* Allahümme inna neuzü bike min cüdaıl füc’eti ve harkıl me’nuseti ve minel ilhadi vel ğırrati ve minel cemmi vel aneti ve minel ümuril mütammirat* Allahümmeksim lena min haşyetike ma tehulü bihi beynena ve beyne measıyk* Ve min taatike ma tüdhılüna ve tübelliğna bihi ila hazıyratil kuds* Ve minel yekıyni ma tühevvinü bihi aleyna müsıybatid dünya vel ahırah* Vahşürna mea hayril eşavid* Ve metı’na bi esmaına ve ebsarina ve kuvvetina ma ahyeytena* Ve mevvitna ala ahyeytena vec’alhül varise minna vec’al se’rana ala men zalemena vensurna ala men adena vağfir hatayana vekşif razayana* Veşfi merdana ve nevir cü’şena* Vakdı evtarana verham nacileyna ve la tec’alil acilete ekbera hemmina ve la mebleğa ılmina ve la tec’al müsıybetena fi dinina ve la tusellıt aleyna bi zünubina men la yerhamüna verzukna ve ente erhamür rahımiyn* Allahümme inna nes’elüke rahmeten min ındike tehdi biha ruana ve telümme biha şa’sena ve tecmeu biha şemlena* Ve teşfi biha meridana ve tüzekki biha a’malena ve evkatina ve tülhimüna biha ruşdena* Allahümme inna nes’elüke bi samedaniyyetike ve bi vahdaniyyetike ve bi ferdaniyyetike ve bi ızzetikel bahirati ve bi rahmetikel vasiati en tec’ale lena nuran fi mesamiına ve nuran fi a’yünina ve nuran fi ecdasina ve nuran fi kulubina ve nuran fi havassina ve nuran fi nesemina ve nuran min beyni eydina* Allahümme zidna ılmen ve nuran ve hılmen ve atina nı’meten zahiraten ve nı’meten batıneh* Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena* Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna* Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’* Hasbünellahür rahıymü ındes sam* Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes* Hasbünellahül latiyfü ındel mizan* Hasbünellahül hakimü indel cenneti ven nar* Hasbünellahül kadiru indes sırat* Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym* Merhaben merhaben bis sabahı ve bil yevmil cedidi ve bil ibbani ve bil fitnetis seıydi ve bis safiri veş şehid* Üktüb lena ma nekulü bismillahil hamidil mecidir rafiy’ıl vedudil mühıytıl fa’ali fi halkıhi lima yürid* Ve hüve akrabü ileyhi min hablil verid* Asbahna billahi mü’minen ve bi likaihi müsaddikan ve bi huccetihi mu’terifen ve li sivellahi fil uluhiyyeti cahıden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melaiketehu ve kütübehu ve enbiyaehu ve hamelete ve arşihi bi ennehu hüvallahüllezi la ilahe illa hüve vahdehu la şerike lehu ve neşhedü enne muhammeden abdühu ve rasulühu ve ennel cennete hakkun ven nara hakkun ve ennel havda hakkun ve enneş şefaate hakkun ve enne münkeran ve nekiran hakkun ve va’deke hakkun ve ennes saate atiyetün la raybe fiha ve ennellahe yeb’asü men fil kubur* Ala zalike nahya ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü ğaden ve la nera azaben in şaellahü teala* Allahümme innena zalemna enfüsena fağfirlena evzaranel kebaira vel lememi fe innehu la yağfiruhüma illa ente* Vehdina li ahsenil ahlakı fe innehu la yehdi li ahseniha illa ente* Lebbeyke ve sa’deyke vel hayru küllühu bi yedeyke nestağfiruke ve netubü ileyke* Amenna allahümme bima erselte min rasul* Ve amenna allahümme bima enzelte min kitabin fe saddakna* Allahümmemle’ evcühena minke hayaen ve kulubena minke hubura* Allahümmec’alna lühumen ve zalfen ve la tec’alna daninen ve aminen ve nemimen ve nefacen ve dahısa* Allahümme inna neuuzü bike minel hebrameti vel caveti ve minel utüvvi vel hatratihi vel hayluleti vel feyheci ver rat’ı vel atli ver rammai vel fitnetid dehmai vel meıyşetid danka’* Allahümmec’al evvele yevmina haza salaha* Ve evsetahü felahan ve ahırahu necaha* Allahümmec’al evvelehu rahmeten ve evsetahu zehadeten ve ahırahu tekrimeh* Allahümmerzukna minel ıyşi erğadehü ve minel umri es’adehu ve miner rizkı evseah* Allahümme’fü anna bi afvike vahlüm aleyna bi fadlik* Sübhanekallahümme ve bi hamdike la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik* Azze caruke ve celle senaüke ve la yühzemü cündüke ve la yuhlefü va’düke ve la ilahe ğayruk* Sübhaneke ma abednake hakka ıbadetike ya ma’bud* Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’ruf* Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkur* Sübhaneke ma şekernake hakka zikrike ya mezkur* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Allahümme evzı’na şükra ma en’amte bihi aleyna fe inneke entellahüllezirtefa’te an sıfetil cibilli sıfatü kudratik* Ve la dıdde şehdüke hıyne fetartel me’ruşe ve la nidde haczüke hıyne bera’tel hubat* Allahümme inna neuzü bike min cahmetin la tedma’ ve min cenanin la yefza’ ve min kalbin la yahşa’ ve min avadil maun* Allahümme fehhimna esrarake ve elbisna melabise envarike ve ağmisna fi ramuzil letaifi ve efıd aleyna min avarifil mearif* Ya nural envari ya letıyfü ya settarü nes’elüke en tüsalliye ve tüsellime ala seyyidina muhammedin nibrasil enbiyai ve neyyiril evliyai ve izbirkanil asfiyai ve yuhıs sekaleyni ve dıyail hafikayn* Ve en terfea vücudena ila felekil ırfan* Ve tüsebbite şühudena fi mekamil ıhsan* Ya allahü ya nuru ya vasiu ya ğafur* Ya menis semaü bi emrihi mebniyyeh* Vel ğabraü bi kudratihi medhıyyeh* Veş şevahiku bi hıkmetihi mersiyyeh* Vel kamerani bi fadlike müdıy’eh* Nes’elüke bi ismikellezi terakraket minhül hunnesü vel ezheran* Ve tecelcelet minhül ananü hırzen manian ve nuran satıan yekadü senaberkıhi yezhebü bil ebsar* Yükallibüllahül leyle ven nehara inne fi zalike le ibraten li ülil ebsar* Ta sin mim* Ve neuzü billahil azıymi minel mearifi vel ıdameti vel mahzuri vel mümahaleti vel ğımar* Ve min keydil füccari ve min havadisil asrani ve min şerril ecürran* Ya hafiyzu ıhfazna* Ya veliyyü ya vali ya aliyyü ya ali ya men la ilahe illa hüve la ya’lemü ehadün keyfe hüve illa hüve ya allahü ya hayyü ya kayyumü ya hakku ya vahıdü ya ehadü ya samedü ya vehhabü ya fettahu ya muhyi ya mümitü ya kahharu ya selam* Selamün kavlen min rabbin rahıym.Fe seyekfikehümüllahü ve hüves semiy’ul alim* Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanür rahıym* Elmelikül kuddusüs selamül mü’minül müheyminül azizül cebbarul mütekebbirul halikul bariül musavvirul ğaffarul mübdiül müiydül berrul muhsır razzakul kadirul kabidul basitul hafidur rafiul müizzül müzillül mükıytüs sadikul bakır raufün nafiud darrul mühlikül mükaddimül müahhırul afüvvül muğnil müntekımüt tevvabüs semiy’ul alimül besıyr* Hasbünellahü ve nı’mel vekiyl* Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr* Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr* Ya daimen bi la fenan ve ya kaimen bi la zeval* Ve ya müdebbiran bi la vezir* Sehhil leyna ve ala ebeveyna külle asir* Allahümme la mania lima a’tayte ve la mu’tıye lima mena’te ve la mübeddile lima hakemte* Ve la yenfeu zel ceddi minkel ceddü* Sübhaneke rabbiyel aliyyil azıymil hasibil hakemil adlir rakıybil bazihış şamihıl mücibil ğaniyyir raşidis saburil celilil bediın nuril muksitıl camiıl mu’tıl mani’* La ilahe illellahül vekilüş şehid* La ilahe illallahül metinül mecid* La ilahe illalahül vacidül vali* La ilahe illellahül macidil müteali* A’dedna li külli hevlin la ilahe illellah* Ve li külli rağsin elhamdü lillah* Ve li külli rahainiş şükrü lillah* Ve li külli u’cubetin sübhanellah* Ve li külli leznin hasbiyellah* Ve li külli ismin estağfirullah* Ve li külli şecvin ma şaellah* Ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah* Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah* Ve li külli musiybetin inna lillahi ve li külliş şecbin istaantü billah* Allahümme inna asbahna nüşhidüke ve nüşhidü melaiketike ve hamelete arşike ve enbiyaike ve cemiy’ı halkıke bi enneke entellahüllezi la ilahe illa ente vahdeke la şerike leke ve enne muhammeden sallellahü aleyhi ve selleme abdüke ve rasulüke ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym* Ya rahmaned dünya ve ya rahıymel ahırah* Fa’fü anna vağfir lena verhamna ente Mevlana ve ente hayrur rahımiyn* Bismillahiş şafi fi hüvellah* Bismillahi kafi hüvellah* Bismillahil müafi hüvellah* Bissmillahillezi la yedurru measmihi şey’ün fil erdı ve la fis semai ve hüves semiy’ul alim* Fallahü hayrun hafizan ve hüve erhamür rahımiyn* Vallahü min veraihim mühıytun bel hüve kur’anün mecidün fi levhin mahfuz* Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitin*İn küllü nefsin lemma aleyna hafız* Nı’mel hafizu Allah* Ya hafıyzu ıhfazna sümme enzele aleyküm min ba’dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahil ğayral hakkı zannel cahiliyyeti yekulune hel lena minel emri min şey’in kul innel emra küllehu lillahi yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune leke yekulune lev kane lena minel emri şey’ün ma kutilna hahüna kul lev küntüm fi büyutiküm le berazelleziyne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yumahhısa ma fi kulubiküm vallahü alimün bi zatis sudur* Ellezine yekulune Rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar* Essabirine ves sadikıyne vel kanitine vel münfikıyne vel müstağfirine bil eshar* Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ılmi kaimem bil kıstı la ilahe illa hüvel azizül hakim* İnned dine indellahil İslam* Fe sübhanellahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun* Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirun* Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba’de mevtiha ve kezalike tuhracun* İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızun binasıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekıym* Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve le nasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun* Kul len yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve Mevlana ve alellahi fel yetefekkelil mü’minun* Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya’lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabin mübin*Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rizkaha allahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semiy’ul alim* Ma yeftehıllahü lin nasi min rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu min ba’dihi ve hüvel azizül hakiym* Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellahü kul eferaeytüm ma ted’une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetihi kul hasbiyellahü aleyhi yetevekkelül mütevekkilun* Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bihi ve men nasru illa min ındillahil azizil hakim* Kef ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf* İkfina verhamna hüvellahül kadirul kahiruz zahirul batınül fatırul latıyfül habiru kavlühül mülkü yevme yünfehu fis suri alimül ğaybi veş şehadeti ve hüvel hakimül habir* Ya hannanü ya mennanü ya bediy’as semavati vel erdı ya hayyü ya kayyumü ya zel celali vel ikram* Nes’elüke bi ızametil lahutiyyeti en tenkule tıbaana min tıbaıl beşeriyyeh* Ve en terfea mühecena mea melaiketikel ulviyyeh* Ya muhavvilel havli vel ahvali havil halena ila ahsenil hal* Sübhanekellahümme ve bi hamdik* Eşhedü en la ilahe illa ente* Estağfiruke ve etubu ileyke* Allahümme salli ala seyyidina muhammedinis sabikı ilel enami nurühu rahmetün lil alemine zuhuruh* Adede men meda minel beriyyeti ve men bekıye ve men seıde minhüm ve men şekıye salaten testağrikul adde ve tühıytu bil hadd* Salaten la ğayete leha ve lentiha’* Ve la emede leha ve lenkıda’* Salatekelleti salleyte biha aleyh* Salaten daimeten bi devamik* Ve ala alihi ve sahbihi ve ıtratihi misle zalik* Sübhaneke rabbike rabbil ızzeti amma yesıfune ve selamün alel mürselin* Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn*

Reklamlar

MEALİ ;

Reklamlar

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
1. Allah’ım! Sen bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, sen ve tasarrufun sahibi olan Melik’sin; varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezeli ve ebedi olan Hay’sın; varlığınla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm’sun; Kainattaki bütün varlıkların dayandıkları tek gerçek Senin isim ve sıfatlarının tecellileridir ve Sen, zatın gerçek olduğu gibi, şuûnat, sıfat, isim ve fiilleri de gerçek olan Hak’sın; peygamber ve kitaplar göndererek Kendini tanıttıran ve razı olacağın şeyleri insanlara, cinlere ve dilediğin varlıklara bildiren Mübîn’sin.
2. Öyle ki, Senden başka hiçbir ilah yoktur. Sen benim Rabbimsin, zira beni Sen yarattın. Ben ise Senin kulunum. Sana verdiğim söze ve vaadime gücüm yettiği kadar bağlıyım. Yaptığım kötülüklerin şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetin olan iyilik ve sevaplarım la huzuruna geliyor ve günahlarımla birlikte Sana dönüyorum. Günahlarımı affet, çünkü günahları bağışlayan başka kimse yok, ancak Sen varsın,
ey az çok, küçük büyük her türlü günahı her tevbede bağışlayan Gaffâr ve Gafûr!
3. Allah bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehtir. Bütün hamdler, övgü, minnet ve
teşekkürler Allah’a aittir. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür ve yüceler yücesidir. Varlık alemine çıktığımız andan itibaren yaratılış gayemize ulaşıncaya kadar her türlü tehlikeden, olumsuz hal ve tavırlardan bizi kurtaracak kudret; bütün istek ve arzularımıza bizi kavuşturacak kuvvet, ancak yüceler yücesi büyük olan Allah’ın kudret ve kuvvetidir.
4. “O, kainat yok iken var olan Evvel, bütün varlık yok olsa bile baki kalan Ahir, bütün varlıkları kuşatan Zahir ve her varlığın içine hükmeden Bâtın’dır ve O her şeyi çok iyi bilendir.” (Hadid:3)
5. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O birdir; Onun hiçbir ortağı yoktur. Mülk tamamen Ona aittir. Hamd, teşekkür ve minnet Ona mahsustur. Hayatı veren de, ölümü veren de Odur. O kendisine asla ölüm arız olmayan ezeli hayat sahibidir. Bütün hayırlar Onun elindedir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de Onadır. Onun her şeye gücü yeter.
6. Sen bütün kusurdan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin ey zerreden Arşa kadar her şeyi büyüklüğüyle kuşatan ve yüceliği bütün varlıklar tarafından tasdik edilen Azîmü’l-Muazzam!
7. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, acz den ve ortaktan münezzehsin, ey varlığıyla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tuttuğu halde Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan ve bütün varlıklar tarafından daima hürmet edilen Kayyûmu’l-Mükerrem

8. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kullarına peygamberler gönderen ve bütün ölüleri haşirde tek bir emirle diriltip huzurunda toplayan Bais!
9. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kâinatta her şeyin bir sonu olduğu halde Kendisi baki olan ve bütün mülk ve servetin ezeli ve ebedi sahibi olan Vâris!
10. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden
ve ortaktan münezzehsin, ey gücü her şeye yeten ve hiçbir şey Kendisine ağır gelmeyen Kadir!
11. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kainattaki her şeyi sonsuz kudretine boyun eğdiren Muktedir!
12. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bütün sırları ve gizlilikleri bilen Alim!
13. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey yer ve göktekileri dirilten Bais!
14. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendisine bütün yaratıkların ibadet ettiği Ma’bud!
15. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey İlahi aşk ve cezbeyi takdir eden Mukaddir!
16. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendisine afetler bulaşmayan!
17. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey zamanları ve vakitleri meydana getiren! Kadrin yücedir. Zalim ve müşriklerin söyledikleri şeylerden son derece uzak, yüce ve büyüksün!
18. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey köle ve esirleri azat eden!
19. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey sebepleri yaratan, sebep ve sonuca birlikte hükmeden!
20. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendine asla ölüm ârız olmayan Hay ve Kayyûm! Zira Sen varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezeli ve ebedî olan Hay’sın; ve varlığınla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan ve onlara beka veren; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm’sun.
21. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey benim ve bütün insanların İlahı!
22. Bizi bizzat Sen yarattın ve bizi, yarattığın varlıkların pek çoğundan üstün kıldın. Hamd ve nimet ancak Sana aittir!
23. Bolluk, genişlik, kudret ve yücelik ancak Sana mahsustur ve bütün nimetler de Sana aittir.
24. Sen sonsuz bereket ve hayırların sahibisin ey Rabbimiz, şanın pek yücedir! Senden af diliyor ve Sana tevbe ediyoruz.
25. Allah’ım! Sen Evvel’sin; Senden önce hiçbir şey yoktu.
26. Sen Ahir’sin; Senden sonra hiçbir şey yoktur.
27. Sen Zahir’sin, her varlığı dışından kuşatır sın; Sana hiçbir şey benzemez.
28. Sen Batın’sın, her varlığın içine hükmeder sin; Seni gören hiçbir şey yoktur.
29. Sen çok değilsin, birsin ve teksin.
30. Sen yardımcıya ihtiyacı olmayan sonsuz kudret sahibisin.
31. Sen yol göstereni olmadan bütün varlıkların idâre ve tedbirini görensin.
32. “De ki: Ey mülkün hakikî sahibi olan, âlemlerde dilediği gibi tasarruf eden Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Sen dilediğini aziz eder, yükseltir, dilediğini de zelil kılar, alçaltırsın. Bütün hayır ve iyilik yalnız Senin kudretindedir. Sen her şeye kàdirsin.”
33. “Geceyi gündüze, gündüzü de geceye sokar değiştirirsin. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın.” (Âl-i İmran: 26-27)
34. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bu dünyada bütün varlıklardan perdelenmiş olan!
35. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey vakar ve büyüklük perdesine bürünen!
36. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey her şeyin gerçek sahibi.
37. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey sonsuz kudret sahibi ve yüceler yücesi olduğundan pek büyük izzeti olan.
38. Ve ey göklerin yedi katında ve Cennette olanları bilen!
39. Ve ey kalplerden geçen tereddüt ve terennümleri ve içten geçenleri bilen!
40. Ve ey Mekke ve Medine’yi diğer şehir ve beldelerden üstün kılan!
41. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey yerin üstünde ve altında olanları bilen!
42. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bu dünya gözüyle görünmekten yüce ve latif olan!
43. Sen sonsuz bereket ve hayırların sahibisin ey Rabbimiz, şanın pek yücedir! Senden başka Rab ve Senin dışında hüküm ve kuvveti sonsuz bir hükmedici yoktur.
44. Allah’m! Sen nimetlerin asıl sahibi olan ve varlıklara çeşitli vesilelerle nimetler ihsan eden Mün’im; her bir varlığı
en güzel surette yaratıp ihsanlarınla onlara üstünlükler kazandıran Müfaddıl, ayağı sürçenlerin elinden tutup hatalarını bağışlayan Mukîl ve kullarının şükürlerine daha güzeliyle karşılık veren Şekûr’sun!
45. Şahitlik ederim ki, hiç şüphesiz Sen, bütün kemal sıfatların sahibi, noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah’sın. Ki, Senden başka ilah yoktur. Sen hem benim, hem her şeyin Rabbisin. Gökleri ve yeri yoktan var eden, gizliyi ve açık olanı bilensin. Yücesin, büyüksün ve üstünsün.
46. Tâ hâ, Tâ sîn mîm, Tâ sîn, Yâ sîn, Hâ mîm, Ayn sîn kàf. “O iki denizi salıverdi ki, o denizler birbirleriyle karşılaşırlar. Aralarında ise bir engel vardır; birbirine karışmazlar.” (Rahmân: 19-20)
47. “Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O Hay’dır; ezeli ve ebedi hayat sahibidir. O Kayyûm’dur; varlığı için hiçbir sebebe ihtiyacı olmadığı gibi, bütün eşya Onun yaratmasıyla, tedbir ve idaresiyle devam eder ve vücutta kalır, beka bulur. Onu ne uyuklama tutar, ne de uyku, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona arız olamaz. Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Onun katında, Onun izni olmaksızın kim şefaat edebilir? O bütün yaratıkların geçmiş ve gelecekteki bütün hallerini bilir. Onun yarattığı varlıklar ise, Onun dilediği kadarından başka, İlahi ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Onun hakimiyet ve saltanatı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Gökleri ve yeri tasarrufu altında tutmak Onun kudretine ağır gelmez. En yüce ve en büyük olan da ancak Odur.” (Bakara: 255
48. Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm. İş bitti, İlâhî yardım geldi, dalalet ehline böyle bir yardım ulaşmaz ve bize galip gelemezler.
49. “Hâ mîm. Bu Kitap, kudreti her şeye galip olan, ilmi her şeyi kuşatan, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve lütfu bol olan Allah tarafından indirilmiştir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Dönüş ancak Onadır.” (Mü’min: 1-3).
50. Allah, kudretiyle dilediğini yapar, izzetiyle dilediği şeye hükmeder.
51. Küçük büyük bütün varlıkların kudretine boyun eğdiği mutlak hakimiyeti karşısında, Onunla mücadele edebilecek hiçbir varlık yoktur. Mülkünde Onun hiçbir ortağı da yoktur.
52. Allah’ı her türlü noksan ve çirkin sıfattan tenzih eder ve Ona hamd ederiz. Bütün istek ve arzularımıza kavuşturacak kuvvet, ancak Allah’ın sonsuz kudretidir. Allah’ın dilediği şey olur, dilemediği şey ise olmaz.
53. Biliyorum ki, muhakkak Allah her şeye kàdirdir.
54. Hiç şüphesiz Allah ilmiyle her şeyi mutlak sûrette kuşatmıştır; her şeyin sayısını ve ölçüsünü tek tek bilir.
55. Allah’ım, bizi gazabınla öldürme, ibret verici azabınla helak etme. Bundan önce bizi affet, ey merhametlilerin en merhametlisi.
56. Bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan; hiçbir şekilde hiçbir noksanı olmayan, kainatta görünen bütün kusurlar asla kendinde bulunmayan, sapıtmışların söyledikleri batıl düşüncelerden sonsuz derece yüce olan, kainatı daima temiz tutarak güzelleştiren ve her bir varlık tesbihatıyla kudsi isimlerini her tarafta ilan eden Allah her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
57. Mülk ve melekutün sahibi her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
58. İzzet, azamet, heybet, kudret, büyüklük, haşmet, güzellik, mükemmellik, sonsuzluk, saltanat ve hakimiyet sahibi olan Allah her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
59. Bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan Melik; varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezelî ve ebedi olan Hay, her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır. Ki O uyumaz, ölmez, ebedi, baki ve sonsuzdur. Ve O bütün varlıkların Kendisini tesbih ettiği Subbûh; hiçbir şekilde hiçbir noksanı olmayan, kainatta görünen bütün kusurlar asla Kendinde bulunmayan, sapıtmışların yakıştırdıkları batıl düşüncelerden sonsuz derece yüce olan, kainatı daima temiz tutarak güzelleştiren ve her bir varlık tesbihleriyle kudsi isimlerini her tarafta ilan eden Kuddüs’dür. O benim Rabbim ve meleklerin ve ruh’un (Cebrâîl’in) Rabbidir.
60. Allah’ım ilminden bize ilim öğret, Seni hakkıyla tanıyacak anlayış ver, yardımını üzerimize zırh yap.
61. Allah’ım, bizi Sana şükreden, Seni zikreden, Sana sığınan, Sana itaat eden, Sana boyun eğen, Sana kusurunu itiraf edip yalvaran ve Sana tövbe eden kimseler eyle.
62. Allah’ım tövbemizi kabul eyle, ruhumuzu temizle, verdiğimiz sözleri ifa etmeyi nasip eyle, içimizdeki kinleri yok et ve kalplerimizden intikam, kin ve düşmanlığı gider.
63. Allah’ım, ansızın ortaya çıkan kıtlıktan ve bilinen yangınlardan… din düşmanlığından, gafletten, rahata düşkünlükten, hakkı kabul etmemekten ve helak eden gizli felaketlerden Sana sığınırız.
64. Allah’ım, bize,
günahlardan bizi çekip çıkaracak korkunu, Cennetine koyacak ve oraya ulaştıracak itaat ve ibâdetini, dünya ve âhiret musibet-lerini hafifletecek güçlü îmânı nasip eyle.
65. Bizi en hayırlı kullarınla birlikte haşret. Kulaklarımız, gözlerimiz ve kuvvetimizle maneviyatımızı güçlendirecek hayırlar kazanmayı nasip et. Bu kazancımızı da ebedi ve kalıcı kıl. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Hatalarımızı affet. Belaları başımızdan def et. Hastalarımıza şifa ver. Gönüllerimizi nurlandır. İhtiyaçlarımızı gider. Ailemizden büyüklerimize ve küçüklerimize merhamet et. Allah’ım, bu geçici dünyayı en büyük kaygımız ve ilmimizin de son hedefi kılma. Bize dini ve dünyevi musibetler verme. Günahlarımız sebebiyle, bize merhamet etmeyecekleri başımıza musallat etme. Bize rızk ver. Çünkü Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.
66. Allah’ım biz Senden, öyle bir rahmet diliyoruz ki, onunla korku ve şaşkınlığımızı hayra yönelt, dağınık halimizi ve işlerimizi düzene koy, hastalarımıza şifa ver, işlerimizi ve vakitlerimizi hayırlı ve bereketli kıl ve mükemmelliğe giden yolu bize ilham et.
67. Allah’ım, kainatı kaplayan Samedaniyetinle bütün varlıklar her haliyle Sana muhtaç olmuşlar ve Sen ise hiçbir şeye muhtaç değilsin. Her şeyi kuşatan Vahdaniyetinle kâinat bir hane gibi idare ediliyor ve her şey Senin birliğine delalet ediyor. Her yerde tecelli eden Ferdaniyetin bir ortağın bulunmasını reddediyor ve Senin tek bir fert olduğunu gösteriyor. Apaçık izzetin ise isyan,
günah ve kusurları istemiyor. Geniş rahmetinle bütün varlıklar saadet içinde gelişip serpiliyorlar. Allah’ım Samedaniyetin, Vahdaniyetin, Ferdaniyetin, apaçık İzzetin ve geniş Rahmetin hürmetine kulaklarımıza nur, gözlerimize nur, kabirlerimize nur, kalplerimize nur, duygularımıza nur, ruhlarımıza nur ve önümüze nur vermeni diliyoruz.
68. Allah’ım, ilmimizi, nurumuzu ve hilmimizi artır. Bize açık ve gizli nimetler ver.
69. Dinimiz için Allah bize yeter.
70. Dünyamız için Allah bize yeter.
71. Kaygılandığımız şeylere karşı, bütün canlıları çeşitli duygularla donatıp sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini önlerine seren ve iyiliği bol Kerim Allah bize yeter.
72. Bize zulmedenleri hemen cezalandırmayıp, cezalarını sonraya bırakan ve kuvveti bütün kâinatı kaplayan, bütün varlıkları zapt ederek hükmü altına alan Halim ve Kavi Allah bize yeter.
73. Bize kötü tuzak kuranlara karşı azabı şiddetli olan Allah bize yeter.
74. Ölüm anında, rahmeti her şeyi kuşatan ve imanlı kullarına çok özel ihsan ve şefkatte bulunan Rahim Allah bize yeter.
75. Kabirdeki sorgu anında, sonsuz şefkatini gösterip ihsanda bulunan Rauf Allah bize yeter.
76. Kıyametteki hesap anında sonsuz cömertliğini sergileyip ikramda bulunan Kerim Allah bize yeter.
77. Haşirde amellerin tartıldığı zaman kullarına sonsuz lütuflarda bulunan Latif Allah bize yeter.
78. Cennet ve Cehennemdeki, her şeyi hikmetle yaratan, nizam ve intizamla donatan Hakim Allah bize yeter.
79. Sırat Köprüsünden geçerken, kullarına sonsuz kudretiyle yardım eden Kadir Allah bize yeter.
80. “Kemal sıfatların sahibi ve noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Ona tevekkül edip güvendim. O Arş-ı Azamın sahibidir.” (Tevbe:129)
81. Hoş geldin, sefa geldin ey sabah ve ey yeni gün! Merha-ba ey mutlu gün! Ve merhaba ey kâtip ve şahit melek! Şu söy-lediklerimizi bizim için yaz:
82. Ezelden ebede kadar varlıkların halleriyle ve dilleriyle yaptıkları sonsuz hamdlar, şükürler ve övgüler yalnız Kendisine ait olan Hamid; her şeyin üstünde sonsuz derece bir şeref sahibi ve sonsuz takdis ve övgülere layık olan Mecid; dilediğini dilediği şekilde yükselten, yücelten ve herkese layık olduğu rütbeyi ve mertebeyi veren Refi’; yarattığı varlıkları çok seven ve onlara da Kendisini her vesileyle sevdiren Vedud; bütün sıfat, isim ve fiilleriyle her şeyi kuşatan Muhit; mahlukatı hakkında dilediğini yapan Faal Allah’ın adıyla.
83. O kuluna şah damarından daha yakındır.
84. Allah’a iman etmiş, Ona kavuşmaya inanmış ve delillerini kabul etmiş, Allah’ın uluhiyeti dışında başka ilahları inkar etmiş ve Allah’a tevekkül etmiş olarak sabahladık.
85. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, Arşını taşıyan meleklerini şahid tutuyoruz ki: O bütün mükemmel sıfatlara sahip ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. Kendisinden başka hiçbir ilah yoktur, O tektir. Onun ortağı yoktur. Ve yine şahadet ediyoruz ki: Muhammed (a.s.m.) Onun kulu ve Resulüdür. Cennet haktır. Cehennem haktır. Kevser Havuzu haktır. Şefaat haktır. Kabirde sorguya çeken Münker ve Nekir melekleri haktır. Allah’ın verdiği söz haktır. Muhakkak Kıyamet Günü gelecektir ve bunda hiçbir şüphe yoktur. Allah, kabirde yatanları da diriltecektir. İşte biz bu inançla yaşıyor, bu inançla öleceğiz, bu inançla yarın diriltileceğiz ve azap da görmeyeceğiz, inşaallahu teâlâ.
86. Allah’ım, hiç şüphesiz biz nefsimize zulmettik. Sen bizim büyük, küçük bütün günahlarımızı bağışla. Çünkü onları Senden başkası bağışlayamaz. Bizi ahlakın en güzeline ulaştır, çünkü Senden başka ahlakın en güzeline ulaştıracak kimse yoktur.
87. Emret Allah’ım, seve seve emrini yerine getirmeye hazırız. Her türlü hayır Senin elindedir. Senden af diliyor ve Sana tövbe ediyoruz. İman ettik Allah’ım, gönderdiğin her peygambere… İman ettik Allah’ım, indirdiğin her kitaba… Ve bunları tasdik ettik.
88. Allah’ım, katından gelecek haya ile yüzlerimizi, katından gelecek huzur ve saadetle kalplerimizi doldur.
89. Allah’ım, bizi cömert, eli açık ve minnetsiz verenlerden eyle. Kendini geliştirmeyen, laf taşıyan, kendini beğenen ve bozgunculuk yapan insanlardan eyleme.
90. Allah’ım, oburluktan, kıtlıktan, haddini aşmaktan, geçimsiz olmaktan, kötü zandan, sarhoş edici içkilerden, bolluk içinde gaflete düşmekten, kötülük yapmaktan, verilen habere zan ile yaklaşmaktan, karanlık fitneden ve geçim darlığından Sana sığınırız.
91. Allah’ım, bugünümüzün başını iyilik, ortasını kurtuluş, sonunu ise başarı eyle! Onu bizim için saadet, şehadet, tövbe, bağışlanma ve iman ile sona erdir.
92. Allah’ım, bugünümüzün başlangıcını rahmet, ortasını
fani şeylerden uzaklık, sonunu da maddi ve manevi ziyafet eyle.
93. Allah’ım, bize hayatın en genişini, ömrün en mutlusunu, rızkın da en bolunu ihsan et!
94. Allah’ım, affınla bizi bağışla, bize fazl u kereminle muamele et, günahlarımızdan dolayı bizi hemen cezalandırma. Sana hamd ediyor ve Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ediyorum. Ben Seni layıkıyla övmekten acizim; Sen, Zatını medih ve sena ettiğin gibisin. Şanın yücedir, Kendini övmen ne muhteşemdir. Senin askerin asla mağlup edilemez. Sana verilen sözden dönülemez ve Senden başka hiçbir ilah yoktur.
95. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Sana layıkıyla ibadet edemedik, ey bütün varlıkların Kendisine itaat ve ibadet ettiği Mabut!
96. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Seni hakkıyla tanıyamadık, ey peygamberlerle, semavi kitaplarla ve kainat kitabıyla Kendini tanıtan Maruf!
97. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Seni gereği gibi zikir edemedik, ey bütün mahlukatın Kendisini her an zikrettiği Mezkur!
98. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Sana layık şükrü yapamadık, ey bütün mahlukatın Kendisine şükrettiği Meşkur!
99. Allah’ım, bize verdiğin nimetlerin şükrünü eda etmeyi nasip eyle! Şüphesiz Sen öyle Allah’sın ki, kudretinin sıfatları, yarattığın varlıkların sıfatlarından yücedir. Sen insanı yaratırken, buna şahit olan başka bir ilah yoktu. Ruhları yaratırken, Seni engelleyecek hiçbir ortağın yoktu.
100. Allah’ım ağlamayan gözden, korkmayan kalpten, huşu duymayan gönülden, kabul edilmeyen duadan, fayda vermeyen ilimden, dinlenilmeyen sözden, doymayan nefisten, küçük de olsa yardım etmeyi sevmemekten Sana sığınırım.
101. Allah’ım, bize Kur’ân’ın sırlarını anlamayı nasip eyle. Bizi nurlandır. Bizi lütuf deryasına daldır. Üzerimize en güzel marifetleri yağdır.
102. Ey Nurların Nuru! Ey varlıkları, nazik ve lâtif güzelliklerle yaratıp onlara lütufta bulunan ve ilmi bütün varlıkların inceliklerine nüfuz eden Latif! Ey ayıp ve kusurları örten ve çirkinlikleri perdeler altında saklayan Settar! Peygamberlerin kandili, evliyaların yıldızı, halis ve seçkin kullarının ay ve güneşi, cin ve insanların aydınlatıcısı, doğu ve batının ışığı olan Efendimiz Muhammed’e salat ve rahmet eylemeni; vücudumuzu irfan semasına yükseltmeni, amellerimizi ve imanımızı ihsan makamında sabit tutmanı (daima Seni görür gibi Sana ibadet etmemizi) niyaz ediyoruz.
103. Ey sonsuz mükemmel sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey sonsuz nuruyla bütün kâinatı nurlandıran ve isimlerinin tecellisiyle her şeyi aydınlatan Nur! Ey ezelden ebede kadar bütün varlıkları rahmetiyle, kudretiyle, ilmiyle, iradesiyle ve hülasa bütün sıfat ve isimleriyle sonsuz tecellileri içine alan Vasi’! Ey bütün günahları bağışlayan Gafûr! Ey gökleri Kendi kudretiyle bina eden! Ey kupkuru yeri kudretiyle döşeyen! Ey yüksek dağları Kendi hikmetiyle sağlam bir şekilde diken! Ey Ay ve Güneşe Kendi ihsanıyla ışık verdiren Allah’ım!
104. Ay ve güneşe ışık saçtıran ve gökleri şimşeklerle parlatan ismin hürmetine Senden koruyucu bir kalkan ve ışığı gözleri kapıp alıverecek bir nur istiyorum.
105. “Allah geceyi ve gündüzü birbirine çevirir, Şüphesiz ki bunda gören gözler için bir ibret vardır.”
106. Tâ sîn mîm. Çalgı aletlerinden, yalandan, haramdan, hilekarlıktan, cehaletten, kötülerin tuzaklarından, gece ve gündüzün kötü olaylarından, cin ve insanların şerrinden yüce ve büyük olan Allah’a sığınırım.
107. Ey bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip koruyan ve varlıkların asıllarını ve nesillerini tohumlarda ve çekirdeklerde muhafaza eden ve insanların ve cinlerin bütün amellerini dikkatle kaydedip koruyan ve bütün varlıkları her türlü kötülük ve tehlikelere karşı muhafaza eden Hafîz, bizi muhafaza eyle!
Ey bütün varlıkların ihtiyaçlarını karşılayan ve Kendisine imanla bağlananların tek dostu ve koruyucusu olan Veli! Ey en büyük hakim olan Vali! Ey her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce olan Ali! Ey bütün varlıklardan sonsuz derecede üstün ve yüce olan Ali!
Ey Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan ve Kendisinin nasıl bir varlık olduğunu Kendinden başka hiç kimse bilemeyen! Ey bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezeli ve ebedi olan Hay! Bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm!
Ey varlığında hiçbir şüphe bulunmayan ve varlıkların dayandıkları hakikat, Zatının sıfat, isim ve fiillerinin tecellisi olan Hak! Ey bütün kainat bütün halleriyle yüce zatının bir olduğuna işaret ve şehadet eden Vâhid! Ey her bir şeye hususi olarak sıfatlarıyla ve birçok isimleriyle tecelli eden ve birliğinin delilleri her bir varlıkta açıkça görünen Ehad! Ey kainattaki her şey Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye asla muhtaç olmayan Samed! Ey her varlığa tükenmez rahmet hediyelerinden layık olduğu ihsanı veren Vehhâb!
Ey bütün canlıları çekirdek ve damlalardan çeşitli şekil ve suretlerde açıp geliştiren ve gayb alemlerini ve fetih kapılarını açan Fettah! Ey cansız varlıklara can veren, ölüleri dirilten ve bütün canlılara doğrudan doğruya kudretiyle hayat veren Muhyî! Ey ölümü yaratan Mümît!
Ey en küçük varlıktan en büyüğüne kadar her şeyi tam bir itaatle emrine boyun eğdiren ve Kendine itaat etmeyen insanlara ve cinlere bela, afet ve çeşitli azaplar vererek izzetini ve adaletini gösteren Kahhâr! Ey inançsızların Kendisi hakkında söyledikleri her türlü kötü ve çirkin şeylerden ve her türlü noksan ve kusurlar-dan pak ve temiz olan ve kullarının gönlüne güven veren Selam!
108. “Cennette kullarına çok özel ihsanlarda bulunan o Rahim olan Rablerinden onlara selam vardır.” (Yasin: 58)
109. “Onlara karşı Allah sana yeter, O her şeyi hakkıyla
işiten ve her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara: 127)
110. “O Allah ki, Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Görünmeyen ve görünen alemleri O hakkıyla bilir. O Rahmân’dır, rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bu dünyada iyi kötü, dost düşman ayırt etmeden yaratıklarına rızklarını yetiştirir. Rahîm’dir, rahmeti her şeyi kuşatmakla birlikte imanlı kullarına hususi ihsan ve şefkatte bulunur.” (Haşir: 22)
111. O Allah ki, Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O Meliktir: Bütün kainatın mülkü Onundur, kainatta görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibidir.
O Kuddüs’tür: Hiçbir şekilde hiçbir noksanı yoktur ve kainatta görünen bütün kusurlar asla Kendisinde bulunmaz, sapıtmışların söyledikleri batıl düşüncelerden sonsuz derece yücedir. Her şeyi kirlerden arındırır. Her bir varlık tesbihatlarıyla kudsi isimlerini her tarafta ilan ederler.
O Selam’dır: İnançsızların Kendisi hakkında söyledikleri her türlü kötü ve çirkin şeylerden ve her türlü noksan ve kusurlardan pak ve temizdir ve her türlü kötülüklerden selamet ve korunma Ondan gelir.
O Mü’min’dir: Her türlü korkudan emniyet Ondandır. O Müheymin’dir: Bütün varlıkları bütün hal ve hareketleriyle kuşatır ve onları gözetip korur. O Aziz’dir: Aciz olmaktan ve kusurdan münezzehtir ve kainatta hiç kimseyi haddinden tecavüz ettirmeden emrine boyun eğdirir.
O Cebbâr’dır: Küçük büyük hiçbir varlık kudretinin dışına çıkamaz. Sonsuz yüce kudretiyle ezelden ebede kadar bütün varlıkları bütün boyutlarıyla içten ve dıştan kuşatmıştır.
O Mütekebbir’dir: Varlıkların bütün sıfatlarından sonsuz derece yücedir ve koca kainatı muhteşem bir saray gibi yaratıp bin bir isminin ince nakışlarıyla süsleyerek Kendisinin sonsuz büyüklüğünü gösterir.
O Hâlık’tır: Her şeyi en mükemmel şekilde yaratır ve ihtiyaçlarını da yaratıp onlara yetiştirir. O Bârî’dir: Her şeyi yok-tan var eder.
O Musavvir’dir: Her varlığa münasip şekil ve suretler giydirir. O Gaffâr’dır: Kullarının günahlarını çokça bağışlar.
O Mübdi’dir: Her şeyi hiçten yaratır ve hikmeti gerektirirse gizli şeyleri açığa çıkarır. O Muîd’dir: Varlıkları ölümünden sonra yeniden diriltip inşa eder. O Berr’dir: İkram ve ihsanı her türlü tarifin sonsuz derece üstündedir.
O Muhsî’dir: Her şeyin ölçü ve sayısını bilir. O Rezzak’tır: Bütün varlıkların ayrı ayrı rızklarını vakti vaktine verir ve onları rızksız bırakmaz. O Kàbıd’dır: Bütün varlıkları bütün halleriyle emir ve idaresi altında tutar ve bütün darlık, sıkıntı, tutukluk gibi haller hikmet ve iradesinin eseridir.
O Bâsıt’tır: Varlıklarda her türlü genişlik, artma ve çoğalma ve bütün ferahlamalar yalnız Onun rahmet ve iradesiyle meydana gelir. O Hâfid’dir: Haddini bilmeyen insana haddini bildirir ve dilediğini alçaltır. O Râfi’dir: Her şey Kendisinin yüceltmesiyle
yücelir ve dilediklerinin mertebelerini yükseltir. O Muizz’dir: İzzet ve üstünlük yalnız Kendi kudret elinde bulunur ve dilediğini izzetle şereflendirir.
O Müzill’dir: Dilediğini zelil kılıp alçaltır. O Mukît’tir: Bütün varlıkları görüp gözetir ve rızklandırır, onları besler ve amellerini de muhafaza eder. O Sadık’tır: Kainatta cereyan eden bütün işler, olaylar ve bütün varlıklar Onun doğru ve sadık olduğuna birer delil ve şahittir ve Onun her işi ve her sözü doğru; yalandan ve hileden sonsuz derece uzaktır.O Baki’dir: Bütün isimleri, sıfatları ve zatı ebedidir ve asla yok olması mümkün değildir. O Raûf’tur: Her bir canlıya hususi şefkat ve ihsanda bulunur ve onlar üzerinde iltifatının inceliklerini gösterir.
O Nâfî’dir: Her faydalı ve hayırlı şeyi bizzat Kendi irade ve kudretiyle yaratır ve onu dilediğine nasip eder. O Dârr’dır: Her türlü zarar bizzat elindedir ve onu dilediğine dokundurur.
O Mühlik’tir: İsyana sapmış zalimleri çeşitli bela ve afetlerle helak eder ve onları dünya ve ahirette cezalandırır. O Mukaddim’dir: Dilediğini mevki ve makam, yer ve zaman gibi çeşitli yönlerden öne geçirir. O Muahhir’dir: Dilediğini geri bırakır.
O Afüv’dür: Günahları silmeyi ve affetmeyi çok sever. O Ganî’dir: Hiçbir varlığa ve hiçbir şeye muhtaç değildir; servet ve zenginliğinin sınırı yoktur. O Muğnî’dir: Dilediği varlığı maddî ve manevi zenginliklere mazhar kılar.
O Müntakîm’dir: Düşmanlarından intikam alır, mazlumun hakkını zalimde bırakmaz. O Tevvâb’tır: Kullarının tövbesini çokça kabul eder. O Semî’dir: Her şeyi, gizli açık bütün sesleri ve yapılan bütün duaları işitir.
O Alîm’dir: Gizli açık, küçük büyük her şeyi hakkıyla bilir ve ilmi, ezelden ebede her şeyi kuşatır. O Basîr’dir: Gizli ve açık her şeyi bütün incelikleriyle görür ve varlıklara da görme duyusunu ve basîreti ihsan eder.
112. “Allah bize yeter, O ne güzel Vekîl’dir.” (Âl-i İmran:173) “Ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır. (Enfal: 40) “Bizi bağışlamanı diliyoruz, ey Rabbimiz, dönüş yalnız Sanadır.” (Bakara:285)
113. Ey fenası, son bulması mümkün olmayan, kainat yokken var olan ve kainat yok olsa da daima var olacak olan ve her bir varlığın, varlığını devam ettirmesi Kendisine bağlı olan Daim! Ey zeval bulması, yok olması imkansız olan, bütün varlıkları ayak-ta tutan, Kendi varlığı ise hiçbir varlığa bağlı olmayan Kàim! Ey asla yardımcısı olmadan bütün varlıkları gayet intizam ve nizam içinde idare eden ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için her varlığın her türlü tedbirini yapan Müdebbir! Bizim, anne ve baba-mızın, bütün Nur talebelerinin, erkek ve kadın bütün mü’minlerin,
hepimizin üzerindeki her türlü zorluğu kolaylaştır.
114. Allah’ım, Senin verdiğini engelleyecek, vermediğini verecek, yaptığını iptal edecek, hükmettiğini değiştirecek bir kimse yoktur. Senin rızan dairesinde olmayan gayret ve bahtiyarlık hiç kimseye fayda vermez.
115. Her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce olan Ali; zerreden Arşa kadar her şeyi büyüklüğüyle kuşatan Azim; varlıkların bütün amellerini kaydedip muhasebelerini bir anda gören ve onların her türlü ihtiyaçlarını görüp gözeten Hasip; hüküm ve kaza sahibi olan ve haklıyı haksızdan ayıran Hakem; kainatı ince hesaplarla yaratan, her varlığı yaşadığı şartlara uygun olarak donatıp bütün ihtiyaçlarını adaletle veren ve başkalarının hukukuna tecavüz eden varlıkları cezalandırıp iyilik yapanları da mükâfatlandıran Adl; kullarını her an gözetip kontrol eden Rakîb; son derecede yüce olan Bâzih; azamet ve heybet sahibi olan Şâmih; bütün dua ve isteklere cevap veren Mucîb; hiçbir varlığa ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, servet ve zenginliğinin sınırı bulunmayan Ganî; varlıkları ezeli takdirine göre hikmetle gayelerine sevk eden ve onların idare ve tedbirlerini en mükemmel şekilde gören Reşîd; günahkarlara ve asilere ceza vermekte acele etmeyen ve sabır gücünü de kullarına ihsan eden Sabûr; haşmetine lâyık sıfatları olan ve bütün varlıklarda ve türlerde bir ve yüce olduğunu gösterdiği halde Kendi zatı his ve duyularla idrak olunamayan Celîl; kainatı ve içindeki her bir varlığı hiçten ve benzersiz bir şekil-de yaratıp bin bir isminin tecellileriyle süsleyen Bedî’; bütün nurlar Kendi nurunun zayıf bir gölgesi olan, her bir nur ve nurlu varlıklar Kendisinden feyiz alan, nurlara ve nurlu varlıklara maddi ve manevi şekiller veren, nurları yaratan, miktarlarını takdir eden, nurları ve nurlu varlıkları sevk ve idare eden ve kontrol altında tutan, her nurdan önce var olan, her nurdan sonra baki kalacak olan, nuru bütün nurlardan üstün olan ve nuruyla bütün kainata hükmeden, hiçbir nur Kendi nurunun misli, misali ve benzeri olmayan Nûr; adaletle iş gören Muksıt; en büyük varlıktaki hikmet ve sanat numunelerini en küçük varlıkta topladığı gibi haşir meydanında da bütün insanları ve cinleri bir anda toplayacak her nevi mükemmelliğin sahibi olan Câmi’; kâinatı rahmetinin hediyeleriyle dolduran ve istediğine istediği şeyi veren Mu’tî; dilediğine de maddi ve manevi ihsanlarda bulunmayan ve varlıkları, hadlerini aşıp diğer varlıklara zarar vermekten alıkoyan Mâni’ Rabbim, bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehtir.
116. Kendisine tevekkül edenlere işlerinde başarı ihsan eden, isteklerine cevap veren ve bütün dertlerini gideren Vekîl; ezelden ebede kadar bütün varlıkları görüp gözeten ve varlığına, birliğine, elçilerinin ve kitaplarının doğruluğuna bizzat Kendisi şehadet eden Şehîd Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Kuvvetine hiçbir engel bulunmayan ve bütün varlıkları emrine tam bir itaatle boyun eğdiren Metîn, her şeyden yüce, şeref ve hakimiyeti her şeyden sonsuz derece üstün Mecîd Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Bütün kainat bütün halleriyle yüce zatının bir olduğuna işaret ve şehadet eden Vâhid; en büyük hakim olan Vâlî Allah’tan başka ilah yoktur. Şan ve şerefin sonsuz mertebesinde bulunan Mâcid; her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce Müteâlî Allah’tan başka ilah yoktur.
117. Âhiret hazırlığımız ve oradaki azığımız şu sözlerdir: Her türlü kötü hal ve tehlike için “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur), her türlü bolluk ve bereket için “Elhamdülillâh” (hamd, Allah’a mahsustur), her türlü genişlik için “Eşşükrü lillâh” (şükür, Allah’a mahsustur), her türlü hayret verici şey için “Sübhânellah” (Allah, kusur, eksik ve aczden münezzehtir), her türlü darlık için “Hasbiyallah” (Allah, bana yeter), her günah için “Estağfirullah” (Allah’ım affını isterim), her üzüntü için “Mâşaallah”, (Allah böyle diledi), her İlahî takdir için “Tevvekkeltü alellah” (Allah’a tevekkül ettim), her musibet için “innâ lillâh”(Biz Allah’ın kuluyuz), her ibâdet ve günah için “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” (ibadetleri yapmak ve günahlardan kaçınmak ancak Allah’ın kudretiyle yardım etmesiyle mümkündür) ve her türlü keder için de “isteantü billâh” (Allah’tan yardım isterim).
118. Allah’ım, Seni, meleklerini, Arşını taşıyan meleklerini, peygamberlerini ve bütün yarattığın varlıkları şahit tutarak sabahladık ki: Sen bütün kemal sıfatların sahibi ve her türlü noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh ve uzak olan Allah’sın, Senden başka hiçbir ilah yoktur. Teksin, ortağın yoktur. Muhammed (a.s.m.) Senin kulun ve resulündür. Varlık alemine çıktığımız andan itibaren yaratılış gayemize ulaşıncaya kadar her türlü olumsuz hal, tavır ve tehlikelerden bizi kurtaracak ve koruyacak kudret; ve bütün istek ve arzularımıza kavuşturacak kuvvet, ancak yüceler yücesi büyük olan Allah’ın kudret ve kuvvetidir.
119. Ey dünyada mü’min veya kafir ayırt etmeden çeşitli ihsanlarda bulunarak rahmetinin herkesi ve her varlığı kuşattığını gösteren Rahmân; ahirette ise mü’min kullarına çok özel şefkat ve ihsanları olan Rahîm, günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.
120. Maddi ve manevi hastalıklara şifa veren Allah’ın adıyla, O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. İsimlerinin tecellileri varlıkların her türlü ihtiyaçlarına yeten Kafi Allah’ın adıyla. O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. Maddî ve manevî dertleri giderip afiyet ve sağlık veren Allah’ın adıyla. O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. İsmiyle hareket eden kimseye ne yerde, ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremediği Allah’ın adıyla. O her şeyi hakkıyla işiten ve bilendir.
121. Ey cansız varlıklara can veren, ölüleri dirilten ve bütün canlılara doğrudan doğruya kudretiyle hayat veren Muhyî! Bize dünya ve ahiret diyarında sıhhat ve afiyet içinde geçen güzel bir hayat ver. Hiç şüphesiz Senin her şeye gücün yeter.
122. “Bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip en iyi muhafaza eden ve onları her türlü kötülüğe ve tehlikeye karşı en iyi koruyan Allah’tır. Rahmeti bütün kainatı kaplayan ve varlıkların birbirine karşı gösterdikleri bütün merhametler, şefkatler Kendisinin sonsuz rahmetinden gelen, merhametlilerin en merhametlisi Odur.” (Yusuf: 64)
123. “Allah, onları (kafirleri) arkalarından kuşatır. Yalanladıkları Kitap ise, şerefli, pek yüce bir Kur’ân’dır. O Levh-i Mahfuzda korunmuştur.” (Büruc: 20-22)
124. “Namazlara ve bilhassa orta namaz olan ikindi namazına devam edin. Ve Allah için namaza durup kıyamda bulunun.” (Bakara:238)
125. “Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde bir gözetleyici olmasın.” (Tarık: 4) Ne güzel koruyucudur Allah! Ey bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip muhafaza eden ve onları her türlü kötülüğe ve tehlikeye karşı koruyan Hâfız, bizleri her türlü şer ve zarardan koru.
126. Sonra Allah, bu kederin ardından size bir emniyet, bir uyku verdi de, içinizden ihlas ile iman etmiş olanları o uyku sarıverdi. Münafık topluluk ise kendi canlarının kaygısına düşmüş, Allah hakkında cahiliyet kafasıyla birtakım zanlarda bulunuyorlar, Allah’ın, Resulüne yardım etmeyeceğini sanıyorlardı. Onlar, “Emir ve idârede bizim de hissemiz olacak mı?” diyorlar. Sen de ki: “Emir bütünüyle Allah’ındır; her türlü tedbir ve idare Ona aittir.” Onlar sana açıkça söyleyemediklerini gönüllerinde gizliyorlar. Aralarında diyorlar ki: “Eğer emirde bizim de payımız olsaydı, buralara gelip öldürülmezdik.” Sen de ki: “Siz harbe çıkmayıp da evlerinizde otursaydınız, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine evlerinden çıkacak ve düşüp öldükleri yere varacaklardı. Allah gönüllerinizdekini imtihan etmek ve kalbinizdeki iman ve ihlası şüphe ve günahlardan temizlemek için size bu musibeti verdi. Allah gönüllerde saklı olanı hakkıyla bilir.” (Âl-i İmran: 154)
127. “O takva sahipleri, ‘Ey Rabbimiz! Biz hiç şüphesiz iman ettik. Sen de bizim günahlarımızı bağışla ve bizi Cehennem ateşinin azabından koru’ diye niyaz ederler.”
128. “Onlar sabredenlerdir, imanlarında sadık olan ve her hallerinde doğruluğu muhafaza edenlerdir, her türlü şart altında Allah’ın emrine uyanlardır, mallarından Allah rızası için bağışta bulunanlardır, seher vaktinde istiğfar edip Allah’tan af ve mağfiret dileyenlerdir.”
129. “Bütün kainatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibadete layık hiçbir ilah bulunmadığını apaçık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Ondan başka hiçbir ilah yoktur; Onun kudreti her şeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir.”
130. “Şüphesiz ki, Allah katında makbul olan din, İslam dinidir.” (Âl-i İmran: 16-19)
131. “Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.”
132. “Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın.”
133. “Ölüden diriyi, diriden ölüyü o çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız.” (Rum: 17-19)
134. “Benim de, sizin de Rabbimiz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onun alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adalet üzeredir.” (Hûd: 56)
135. “O bize yollarımızı dosdoğru gösterdiği halde, bize ne oluyor ki, Ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız ezalara karşı sabredeceğiz. Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler.” (İbrahim: 12)
136. “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası başımıza gelmez. Bizim dostumuz ve gözeticimiz Odur. Öyleyse mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe: 51)
137. “Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, Ondan başka onu kaldırabilecek yoktur. Allah senin için bir hayır murat edecek olsa, Onun lütfunu geri çevirecek kimse de yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine nasip eder. Çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olan da ancak Odur.” (Hûd: 107)
138. “Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a âit olmasın. Allah onların rahimlerdeki yerini de bilir, yaşayıp öleceği yeri de. Bunların hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.” (Hûd: 6)
139. “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ankebut: 60)
140. “Allah insanlara rahmetinden bir şey nasip etse, Ona mâni olabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Allah’ın vermediğini de Ondan başka verebilecek yoktur. O Azizdir, kudreti her şeye galiptir ve Hakimdir, her işi hikmet iledir.” (Fâtır: 2)
141. Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: Söyleyin bana, eğer Allah bana bir zarar vermeyi istese, sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız o zararı giderebilir mi? Yahut Allah, benim hakkımda bir rahmet dilese, onlar Allah’ın rahmetine mani olabilir mi? De ki: Allah bana yeter. Tevekkül edenler, yalnız Ona güvenirler. (Zümer: 38)
142. “Allah size bu yardımı, ancak sizin için bir müjde olsun ve kalbiniz tatmin olup rahat etsin diye yapmıştır. Nusret ve zafer ise ancak izzet ve hikmet sahibi olan Allah katındadır.” (Âl-i İmran: 126)
143. Kâf hâ yâ ayn sâd. Hâ mîm ayn sîn kâf. Bizi koru, bize merhamet et. O, bütün kemal sıfatların sahibi, noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah; dilediği her şeyi yapmaya gücü yeten ve hiçbir şey Kendisine ağır gelmeyen Kadir; kuvveti her şeye mutlak hakim olan ve hiçbir gücün, Onun gücüne karşı çıkamadığı Kahir; her şeyin dış yüzlerini çeşitli cihazlarla ve ince nakışlarla süsleyerek fevkalade mükemmel ve güzel yaratan ve bütün varlıklarda ilim, irade, kudret, rahmet gibi sıfatlarının ve varlık ve birliğinin işaretleri açıkça görünen Zahir; bütün varlıkların iç yüzlerini ve bilhassa canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işleten ve bununla da isim ve sıfatlarının her türlü noksandan uzak olduğunu ve her şeyin iç yüzünü bildiğini gösteren Batın; varlıkları yoktan var ederek, onları yaratılış gayelerine uygun cihazlarla ve kabiliyetlerle donatan Fatır; varlıkları, nazik ve latif güzelliklerle yaratan ve ilmi her şeyin inceliklerine nüfuz eden Latif; bütün varlıkların küçük büyük, gizli açık her halinden her an haberdar olan Habir’dir.
144. “Onun sözü haktır. Sur’a üflendiği gün de hakimiyet Onundur.
O görünmeyeni de bilir, görüneni de. O Hakim’dir, her şeyi hikmetle yapar. Habîr’dir, bütün varlıkların küçük büyük, gizli açık her halinden her an haberdardır.” (En’âm: 73)
145. Ey eserlerinde sonsuz rahmetin en latif cilvelerini gösteren sınırsız şefkat sahibi Hannan! Ey bitmez tükenmez ikramlarıyla ve nimetleriyle, varlıkları terbiye edip besleyen Mennan! Ey gökleri ve yeri hiçten ve benzersiz bir şekilde yaratıp bin bir isminin tecellileriyle süsleyen Bedi’! Ey varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezeli ve ebedî olan Hay! Ey varlığıyla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan, fakat kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyum! Ey celal ve ikram sahibi!
146. Senden uluhiyetinin büyüklüğü hürmetine, tabiatımızı beşeri olan tabiattan çıkararak, ruhlarımızı yüce meleklerinin seviyesine yükseltmeni istiyoruz.
147. Ey bütün hal ve durumları değiştirerek halden hale çeviren Muhavvil, halimizi en güzel hale çevir.
148. Sana hamd ederek ey Allah’ım, seni her türlü noksan ve çirkin sıfatlardan tenzih ediyorum; Senden başka hiçbir ilah olmadığına şehadet ediyorum; Senden af diliyor ve Sana tövbe ediyorum.
149. Allah’ım, nuru varlıklardan önce var olan ve dünyaya teşrifleri alemlere rahmet olan Efendimiz Muhammed’e, geçmiş ve gelecek varlıklar adedince ve bu varlıklardan Cenneti kazanmış ve Cehennemi hak etmiş olanları sayısınca salat eyle! Öyle bir salat ki, bütün sayıları içine alan ve bütün sınırları kaplayan, sınırsız, sonsuz, uçsuz bucaksız ve kesintisiz bir salat olsun.
Senin salatınla beraber bu salatın aynısı, yine onun ve onun neslinin, ashabının ve aile efradının üzerine olsun, ey merhamet edenlerin en merhametlisi.
150. “Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri ve yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” (Saffât: 180-182)
151. Ey Allah’ım, Ey Rabbimiz, dua ve ibadetlerimizi kabul eyle! Şüphesiz Sen Semi’sin, her şeyi hakkıyla işitirsin; Alim’sin, her şeyi hakkıyla bilirsin. Allah’ım, bize her türlü hayrı ver, her türlü şerden de koru.
152. Ey Allah’ım, kalplerin tabibi ve ilacı, bedenlerin âfiyeti ve şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e, onun al ve Ashabına, salat ve selam eyle! Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Peygamberimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve onun bütün al ve Ashabına olsun!
153. Allah’ım! Kur’an-ı Kerimin ve Resul-ü Ekremin hürmetine, bütün enbiya ve resullerin hürmetine, Evrâd-ı Kudsiye ve içindeki bütün hakikatler hürmetine, ey ihtiyaçları karşılayan ve ey bela ve musibetleri yok eden, bela ve musibetlerimizi yok et. Bizi, Üstadımızı, anne ve babamızı ve Nur Talebelerini hüsn-ü hatimeyle rızklandır (Hepimize dünyadan imanla ve Kur’an’la ayrılmayı nasip eyle). Amin, amin, amin.
154. Allah, Efendimiz Muhammed’e, onun nesline ve Ashabına, pek çok salat ve selam eylesin!

Reklamlar